Anadolu, masallarına, türkülerine, kilimlerden danslara kadar, hemen her kültürün bir parçası olan turna kuşlarının durumunu ortaya çıkarmak için Doğa Derneği ve Dünya Turna Vakfı, birlikte yürüttüğü biyolojik ve kültürel araştırma sonuçları açıklandı.

Doğa Derneği ve Dünya Turna Vakfı ortaklığında, 2010 yılından bu yana yapılan araştırmaya göre Anadolu’da üreyen 12 turna çifti kaldı. Turnaların yok oluş sebebi ise doğal yaşam ortamlarının aşırı otlatma ve konvansiyonel tarım uygulamalarıyla yok edilmesi.

Son 12 çift turna

turnaDoğa Derneği’nin yapmış olduğu araştırma, turnaların tahmin edildiğinden de hızlı yok olduğunu ortaya çıkardı. Bu araştırmaya göre 2008 yılında varlığı keşfedilen Anadolu dağ turnası için sadece üreyen 12 çift ve 19 yavru kaydedilebildi.

Turnaların Yurdu Sivas

Araştırmada, en fazla turnaya ev sahipliği yaptığı için bu türün korunmasında en önemli bölgenin Sivas olduğu ortaya çıktı. Türle ilgili yapılan kültürel araştırmalar bunun bir tesadüf olmadığını gösteriyor. Bu bölgedeki, Alevi-Bektaşi kültürünün turnaları kutsal kabul etmesi ve onlara zarar vermemesi, turnaların burada hala yaşam sürmesini sağlıyor.

Otlatma ve tarım en büyük tehdit

turnalar

Turna, geçmişte ülkemizde sulak alan sistemlerinde yaygın olarak üremekte iken günümüzde Orta Anadolu’da, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’da az sayıda üremektedir. Turnaların yok olmasındaki en önemli sebepler, yuva kurduğu alanlardaki otlatma baskısı ve tarım alanı açmak için yaşadıkları sulak alanların kurutulmasıdır. Turnalar çok sığ sulak alanlarda yuva kuruyor ve bu alanların etrafındaki çayır ve tarlalarda besleniyor. Bu nedenle, son kalan yuvalama alanlarının tehditlerden arındırılması ve onlara yaşama şansı veren örnek uygulamaların gerçekleştirilmesi gerekiyor.

Turnaların, Anadolu’da doğa kültürünün sembolü olduğunu belirten Doğa Derneği Genel Müdürü Engin Yılmaz, “Doğanın ve kültürün birlikte yok olduğunun en büyük göstergesi turnanın da yok oluşudur. Turnaları yaşatmak, sadece doğanın değil Anadolu’nun doğa ile uyumlu yaşam kültürünün de, köklerimizin de yaşaması için önemli ve zorunludur.” dedi.

Bir Yorum Yaz