Ankara, Türk gezginlerle birlikte Ankaralıların da biraz ihmal ettiği, buna karşılık yabancı gezginlerin daha iyi tanıdığı bir kent. Bir başkent olmasından kaynaklanan biraz resmi görüntüsü ilk bakışta insanı yanıltıyor ve binlerce yıllık bir tarihin izleri gibi zengin kültürel zenginlikleri, sanatsal ve sosyal hayatı da gözden kaçıyor.

Belki de bu yüzden Ankara hiç de hak etmediği “gezilecek, görülecek neresi var ki” şeklindeki yanlış bir şöhrete sahip bulunuyor. Oysa ki bu önyargıdan ibaret. Ankara’nın ruhunu anlamak için ona biraz zaman ayırmak ve emek göstermek gerekiyor.

Tarihte, Avrupa ve Asya arasında göç, ticaret ve fetih yolları üzerinde bulunan Ankara’ya gezgin gözüyle ayrılacak bir gün bile bu “yanlış ezberi” değiştirmek için yeterli olacaktır. Elbette Antik Dönem’den Cumhuriyet yıllarına, o zor günlerden de bugünün Çağdaş Ankara’sına yapılacak kapsamlı bir yolculuk için 1 gün yeterli değil. Diğer yandan, tarih meraklıları için, birçok medeniyete ev sahipliği yapan Ankara şehir merkezinde 40’dan fazla müze yer alıyor. Fakat bu 1 günde bile görülecektir ki sanıldığının aksine Ankara’da gezilmesi görülmesi gereken çok yer vardır.

Ankara Gezilecek Yerler

Türkiye’nin başkenti Ankara, Orta Anadolu’nun kuzeybatısında bulunan Kızılırmak ve Sakarya nehirlerinin kollarının oluşturduğu ovalarla kaplı bir bölgede kurulu. Kentin kendisi tarih dolu bir tatil sunarken yakın çevresi de doğa meraklılarını hayal kırıklığına uğratmayacak zengin seçenekler sunuyor.

Mogan-Golu
Mogan Gölü, Ankara

Ankara gezilecek yerler arasında Ankara Kalesi, Augustus Tapınağı, Anıtkabir, Ulucanlar, Atpazarı, Samanpazarı ve Koyunpazarı, müzeler gibi önemli ve tarihi mekânlar öne çıkıyor.

Ayrıca Kızılay, Kavaklıdere, Çankaya, Yenimahalle, Keçiören ve Mamak da görülmesi gereken yerler arasında geliyor. Gölbaşı, Beypazarı, Nallıhan, Kızılcahamam gibi nispeten turistik ilçelerin yanısıra Çubuk, Güdül, Ayaş, Haymana ve Kalecik ilçelerinde gezilebilecek pek çok nokta bulunuyor.

1. Roma Hamamı

Roma-Hamami-Ankara
Roma Hamamı, Ankara

Araştırmacılar Antik Ankara’yı Roma/Bizans ve Selçuklu/Osmanlı olarak iki bölüm halinde incelerler. Antik Ankara ile başlayacak “Gezgin Gözüyle Ankara” gezimizin ilk durağı Ulus ve çevresidir. Roma imparatoru Caracalla tarafından yaptırılan Roma Hamamı MS 211’e tarihlenir ve Ulus’ta Çankırı Caddesi üzerinde yer alıyor.

Palaestra (Spor veya Güreş Alanı) ve Hamam (Sıcaklık, Ilıklık, Soğukluk) olmak üzere iki kısımdan oluşan Roma Hamamı’nı gezerken gördüğümüz taş borular, buraya yaklaşık 30 km uzaklıktaki Elmadağ’dan su getirmek için kullanılmıştır. Ayrıca halen devam eden kazılarda; şimdiye kadar bilinmeyen ve Ankara’nın üçüncü surları olduğu tahmin edilen yeni bazı duvar kalıntıları da ortaya çıkarılmıştır.

Roma Hamamı’nı Ankara Kalesi’ne bağlayan Antik Yol’un küçük bir kısmı da ortaya çıkarılmış olup Sümerbank binasının arkasında görülebilir. Bu yol üzerindeki 1-2.yy eseri antik tiyatro kaderine terk edilmiş olsa da az sayıdaki Roma mirası içinde önemlidir, 3 bin kişilik oturma yerlerinin bir kısmı Kale’ye çıkan Hisarpark caddesi altında kalan Odeon’un (Roma Tiyatrosu) sahnesi ve yarım daire şeklindeki oturma yerlerinin bir kısmı ayaktadır. MS 361’de bir diğer Roma imparatoru Julianus’un kente gelişi onuruna yapılan Julianus Sütunu Ankara Valiliği binasının önündeki küçük meydandadır.

2. Agustus Tapınağı

Augustus Tapınağı
Augustus Tapınağı

Roma döneminden kalan diğer bir önemli eser olan Agustus Tapınağı ile Anadolu erenlerinden Hacı Bayram Veli’nin türbesinin de bulunduğu Hacı Bayram Camii birbirlerine yaslanmış vaziyette ayakta durmaktadır. Ortak duvarları nedeniyle, sanki birisi yıkılsa diğerine vereceği zararı düşünerek her ikisi de zamana direniyor.

Ankara’da günümüze ulaşan ilk Roma eseri olan ve Dünya Anıtlar Fonu’nun iki yılda bir yayımladığı mutlaka kurtarılması gereken 100 eser listelerine 2002 ve 2004 yıllarında olmak üzere iki kez giren Agustus Tapınağı MÖ. 25-20 yılları arasında yapılmıştır. 1428’de yapılan ve 18. yy’da onarılan Hacı Bayram Camii bugün de kullanılmakta iken ziyarete kapalı tapınak ancak dışardan görülebiliyor. Tapınağın duvarlarındaki Latince ve Yunanca yazılarda Agustus’un yaptığı işler listelenmiştir.

3. Ankara Kalesi

Ankara Kalesi
Ankara Kalesi

Ankara’da antik dönemden kalan eserlerin en eskisi ise dik yamaçlar üzerinde bir kartal yuvasını andıran Ankara Kalesi’dir ve hiç kuşkusuz başkentin görmeye değer yerleri arasında ilk sırada yer alır. Bir zamanlar Ankara’nın iki önemli akarsuyu olan Hatip ve İncesu derelerinin birleştiği noktaya hakim bir tepede bulunan Ankara Kalesi’nin kuruluş tarihi kesin olmamakla birlikte Galatlara (MÖ 3. yy) kadar uzanır.

Ayrıca Kale ve çevresinde Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalan ve bugünde kullanılmakta olan birçok cami ve hamam bulunur. Bu camiler arasında en önemlileri; Ankara’da halen ayakta kalan ilk Selçuklu eseri (1178) ve aynı zamanda Ankara’nın günümüze ulaşan en eski camii olan ve de Selçuklu oyma sanatının güzel bir örneği ahşap minberiyle dikkat çeken Alaaddin Camii ile 13.yy’dan kalan Aslanhane (Ahi Şerafeddin) ve Ahi Elvan camileridir.

Bunlara bir de Ankara’daki tek Mimar Sinan eseri olan Ulucanlar’daki Cenabi Ahmet Paşa Camii (1565) eklenebilir. Hamamların en eskisi Hacettepe’deki Karacabey (1440) ile Yahudi Mahallesi’ndeki Şengül (18.yy) hamamlarıdır.

4. Pirinç Han

Pirinç Han
Pirinç Han

Ankara’nın tarihi hanlarının bazıları da zaman içinde değişen işlevleriyle ayakta durmaktadır. Hepsi de kale çevresinde yer alan han binalarından; 18.yy’a tarihlenen Pirinç Han turistik çarşı olarak düzenlenmiş. Ankara Kalesi’nin surları altında, Koyunpazarı Mevkii Pirinç Sokakta bulunan, Ankara’nın ilk ahşap hanı olarak geçiyor. Diğer bir deyişle antikacıların mabedi burası.

Pirinç Han antikacılarında, Kırgızistan’dan gelen bez ve keçe bebekler, Antalya, Şile, Hatay’dan gelen el işleri vb. güzel hediyelikler bulunabiliyor. Yine; han içinde antikacılar, gramafoncular, pikapçılar Pirinç Han’a özel bir hava ve çekicilik sunuyor. Pirinç Han’ın hemen yanında Ahiler Çarşısını da görmek gerek. Bu çarşı, kalenin diğer dükkanları gibi sanatçıları, sarrafları, antikacıları barındırıyor.

5. Atpazarı, Samanpazarı ve Koyunpazarı

Ankara-Saman-Pazari
Samanpazarı

Ankara Kalesi gibi kalenin çevresi de gezginler için vazgeçilemeyecek yerlerden. Bir zamanların Atpazarı, Samanpazarı ve Koyunpazarı olarak bilinen tarihi pazar yerlerinin işlevi bugün artık baharatçılara, sepetçilere ve turistik eşya satıcılarına dönüşmüştür.

Ulus mevkisine yakın bi bölgede, Ankara kalesinin güneyine düşen meydandır. Bugün meydandaki bakliyatçılar ve etrafındaki antikacılarla kalenin Çankaya’ya bakan ve Çankaya’yı ağırlayan tarafıdır. Eskinden at alım satımı, nalbant hizmeti, aksesuar satımı gibi atsal mevzularla ilgili kişilerin buluşma yeri olarak kullanılan bölgede, modifiyeli at arabalarından geçilmezmiş.

1920 ve daha önceki yıllarda Ankara’nın ticaret merkezi, Atpazarı Çarşısı idi. Başlıca ticaret emtiası zahire, tiftik, yaprak, deri ve ayrıca kitre, balmumu ve hatta az miktarda afyon idi. Bunlar İstanbul’a gönderilir, oradan da ihraç edilir idi. Bunlardan başka, ticaret emtiası sayılmasa da Ankara bahçelerinde yetişen kış armudu ve Ankara balıydı. Bunlar İstanbul’a gönderilir, kıymetli mal diye satılırdı.

Burada bulunan Çengelhan, Çukurhan, Pilavoğlu Hanı’nın büyük depoları ticaret mallarının depolanmasına ve işlenmesine müsait olduğu için Atpazarı öteden beri önemli bir çarşı idi. Ankara’nın büyük tüccarları eski tabirle Kınacızadeler, Aktarzadeler, Çuhazadeler, Yağcızadeler ve başkaları idi. Zahire, buğday, arpa toptan alım yeri istasyon civarında ambar biçimi dükkanları oluştururdu. Zahire civar köylerden, Haymana, Bala tarafından kağnı ve develerle gelirdi. ‘Yarımla’ denen sacdan yapılmış küçük, 15-16 kiloluk ölçeklerle tartılırdı. Bu emtia, trenlerle İstanbul’a sevk edilirdi. At Pazarı aynı zamanda her türlü hayvanın ve köylerin her mahsulünün satış yeri olarak bilinirdi.

6. Çengelhan Rahmi M. Koç Müzesi

Çengelhan Rahmi M Koç Müzesi
Çengelhan Rahmi M Koç Müzesi

1523 yapımı Çengelhan Rahmi M Koç Müzesi Ankara’nın ilk ve tek sanayi müzesi aynı zamanda. Müze ulaşım, sanayi ve iletişim tarihine adanmış olmakla birlikte, koleksiyonda Ankara ve Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili objelere de yer verilmiştir.

Ankara Kalesi’nin girişindeki ihtişamlı binada sergilenmekte olan koleksiyon, minyatür modellerden başka sandal ve arabalar gibi birebir ölçülerde objeleri de kapsamaktadır.

Müze binası evrensel cazibesi, romantik, tarihi ve keyifli atmosferiyle görülmeye değerdir: İnsanoğlunun yaratıcılığı ve çalışkanlığı ile bezenmiş, yetenekli mühendisler ve zanaatçılar tarafından yapılmış objeler muhteşem güzellikler sunmaktadır.

7. Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Anadolu Medeniyetleri Müzesi
Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Günümüze ulaşabilen hanların en eskisi olan (1471) Kurşunlu Han ise sadece Ankara’nın değil, Türkiye’nin hatta dünyanın en önemli müzelerinden birine ev sahipliği yapmaktadır. Anadolu’da yaşamış medeniyetlere ait eserlerin sergilendiği, Ankara’nın Ulus semtinde bulunan Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ni gezmeye bir gün bile yetmez.

Tarihi yapıları, köklü geçmişi ile bugünlere gelen Anadolu Medeniyetleri Müzesi 19 Nisan 1997 tarihinde İsviçre’nin Lozan kentinde 68 Müze arasında birinci seçilerek “Avrupa’da Yılın Müzesi” unvanını elde etmiştir. Kurşunlu Han ile birlikte yanındaki 15. yy’dan kalan Mahmut Paşa Bedesteni üzerinde kurulan müzede, tarih öncesi çağlardan günümüze kalan çeşitli arkeolojik eserler tarih sırasına göre sergileniyor.

8. Kocatepe Camii

Kocatepe Camii
Kocatepe Camii

Kocatepe Camii, Ankara’nın Kocatepe semtinde 1967’de inşaatına başlanmış ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 1987’de inşaatı tamamlanmış bir cami. 4500 m²’lik bir alan üzerinde inşa edilen caminin alt kısmında konferans salonu, kütüphane, otopark, ticarethane ve idari birimler bulunuyor.

Kocatepe Camii için açılan yarışmayı Mimar Vedat Dalokay’ın hazırladığı proje kazanmış ve bu projeye göre caminin temeli atılmış fakat “fazla modern” bulunduğu için bu projeden vazgeçilmiş. 1967 yılında Hüsrev Tayla ve Fatin Uluengin’in çizdiği projeye göre caminin temeli yeniden atılmış ve bu proje, Mimar Sinan tarzını taklit etmesi nedeniyle eleştirilmiş. On altıncı yüzyıl estetiği ile 20. yüzyıl teknolojisi birleştirilerek inşa edilen câmi, dört minâresi ile Selimiye’yi, merkezî ve yarım kubbeleri ile Sultan Ahmed Câmii’sini hatırlatır.

9. Yahudi Mahallesi

Yahudi-Mahallesi
Yahudi Mahallesi

Ankara’da bir Yahudi Mahallesi olduğunu pek bilen yoktur. Bugün tamamen terk edilmiş gibi görünse de yılda bir kez açılan tarihi sinagog, Anafartalar ve Denizciler caddeleri arasındaki bu tarihi mahalleye adını vermeye devam eder. Anafartalar Caddesi, Denizciler Caddesi ve Hacettepe üçgeninde yer alır. Ankara’da diğer tüm Osmanlı şehirleri gibi kozmopolit, bir sürü farklı etnik unsurun beraberce yaşadığı bir yerdi. Onca bakımsızlığa rağmen günümüze kadar varlığını korumuş bir yer.

Bu bölgeden ayrılmadan önce son olarak Ankara’daki ayakta kalan tek Bizans eseri özelliği taşıyan Anafartalar’daki Aziz Klemens Kilisesi’nin (4-5.yy) kalıntıları görülebilir. Ayasofya’dan daha eski ve de onun küçük bir modeli kabul edilen Aziz Klemens Kilisesi’nin sadece bir kısım temel ve duvarları bugüne gelebilmiştir.

10. Selçuklu Eseri Akköprü

Akkopru-Ankara

Antik Ankara’yı tamamlamadan önce görülmesi gereken bir yer daha var. Varlık Mahallesi’ndeki 1222 yapımı bir Selçuklu eseri olan Akköprü, bugün artık kurumaya yüz tutmuş Çubuk Çayı’nın üzerinde inşa edilmiş olup, bir zamanların askere gidenlerin uğurlandığı ve Hac’dan gelenlerin karşılandığı bir yer olarak Ankara’nın sosyal hayatında önemli bir yer tutmuştur.

11. Kurtuluş Savaşı Müzesi

Kurtuluş Savaşı Müzesi

Ulus semti aynı zamanda Cumhuriyet Ankarası’nın da önemli mekanlarına ev sahipliği yapar. Cumhuriyet’in ilan edildiği 1. Meclis (1920-24) binası bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak kullanılıyor. Ankara Ulus meydanında bulunan I. Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının inşaasına, 1915 yılında başlanmış. Türk mimari stilinde olan iki katlı binanın en belirgin özelliği duvarlarında Ankara taşı (ANDEZİT) kullanılmış olmasıdır.

23 Nisan 1920 ile 15 Ekim 1924 tarihleri arasında I. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak kullanılan bina daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Merkezi ve Hukuk Mektebi olarak işlevini sürdürmüş, 1952 yılında Maarif Vekaletine devredilmiş, 1957 yılında ise müzeye dönüştürülmek üzere çalışmalara başlanmıştır. Bina 23 Nisan 1961’de “Türkiye Büyük Millet Meclisi Müzesi” adıyla halkın ziyaretine açılmıştır. Atatürk’ün doğumunun 100. yılını kutlama programı çerçevesinde, 1981 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından restorasyon Ve teşhir-tanzim çalışmaları sonucu 23 Nisan 1981 tarihinde “Kurtuluş Savaşı Müzesi” adıyla yeniden ziyarete açılmıştır.

12. Cumhuriyet Müzesi

Cumhuriyet Müzesi
Cumhuriyet Müzesi

Kurtuluş Savaşı Müzesi ‘nin biraz aşağıda yer alan 2. Meclis (1924-60) binası Cumhuriyet Müzesi olarak düzenlenmiştir. II. Türkiye Büyük Millet Meclisi binası 1923 yılında Mimar Vedat Tek tarafından Cumhuriyet Halk Mahfeli olarak tasarlanmış ve inşa edilmiştir. Ancak, I.Türkiye Büyük Millet Meclisi binası yeterli gelmeyince Atatürk’ün talimatıyla bu binanın işlevi değiştirilerek Meclis binası olarak düzenlenmiş ve 18 Ekim 1924’te hizmete açılmıştır.

Bina, bodrum üzerine iki kat olarak kesme taştan inşa edilmiştir. Pencerelerde görülen kemerler, cephelerdeki çini panolar, geniş saçaklar, Osmanlı ve Selçuklu motiflerinin kullanıldığı kalem işi süslemeli ahşap tavanlar “Cumhuriyet Dönemi” mimarisini yansıtmaktadır. Ankara Cumhuriyet Müzesi, Ulus’ta Cumhuriyet döneminin ilk Büyük Millet Meclisi binasında 30 Ekim 1981 günü törenle ziyarete açılmıştır.

Kurtuluş Savaşı Müzesi ve Cumhuriyet Müzesi ile birlikte tam karşılarında yer alan ve bugün Devlet Konukevi olarak kullanılan Ankara Palas (1928) bir dönemin en yakın tanıkları olarak ayaktadır. Ulus’ta bulunan Sümerbank (1938), Türkiye İş (1929) ve Ziraat (1929) bankaları o dönemin mimarisini yansıtan diğer önemli eserler.

13. Etnografya Müzesi

Ankara-Etnografya-Muzesi
Ankara Etnografya Müzesi

Bugün Devlet Resim ve Heykel Müzesi olarak kullanılan tarihi Türk Ocağı binası Türk resim ve heykel sanatı koleksiyonlarına ev sahipliği yaparken buraya komşu Etnografya Müzesi’nde ise Selçuklulardan bugüne Anadolu’dan derlenen folklorik eserler, silahlar, ağaç işleri vb sergileniyor.

Bina, 19. yüzyılda Neoklasik tarzda, meyilli bir teras üzerine inşa edilmiştir. Bunun 1831 yılında ilkin hastane olarak (St Roch Hastanesi) kullanıldığı; 1845 yılında Fransızlar tarafından onarılarak fakir Hıristiyan aileleri için bir bakımevine dönüştürüldüğü biliniyor. Aynı bina daha sonra hıfzısıhha müessesesi ve sağlık müdürlüğü hizmet binası olarak kullanılmıştır. 2 Aralık 1984 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’na etnografya müzesi olarak düzenlenmek üzere devredilmiştir.

14. Ankara Garı

Ankara-gari

Haydarpaşa ve Basmane gibi ilk gar binalarımızı Almanlar yaptığı için Ankara Garı da öyle zannedilir. Halbuki 1937 yılında Mimar Şekip Akalın tarafından yapılan Ankara Garı, Cumhuriyet Türkiye’sinin en önemli yapıtlarından birisi. Öte yandan burada sergilenen ve Atatürk’ün yurt gezilerini yaptığı özel vagonu çalışma saatleri içinde gezilebiliyor. Ayrıca bir zamanların Direksiyon Binası iken daha sonra müze olarak düzenlenen ve Atatürk’ün Çankaya Köşkü’ne taşınmadan önce (1920-22) yaşadığı ve de bu dönemde başta TBMM’nin açılması ile bugünün bir bayram olarak kutlanması gibi pek çok önemli kararı aldığı Atatürk Konutu, konutun alt katındaki Demiryolları Müzesi ile gar binasının yanındaki TCDD Galerisi ve Müzesi burada gezilecek diğer yerler arasında sayılabilir, ama gar bunlarla da bitmez.

Atatürk konutunun yanındaki saklı bahçede yer alan ve Uzak Doğu’da uzun ömrün simgesi olarak tanınan 70 yıllık Ginkgo Biloba ağacı ile garın peronlarının altından geçilerek ulaşılabilen ve bir benzeri sadece İzmir’de bulunan TCDD Açık Hava Buharlı Lokomotif Müzesi de meraklılarını bekler.

15. Atatürk Orman Çiftliği

Atatürk Orman Çiftliği
Atatürk Orman Çiftliği

Karayoluyla olduğu gibi Ankara Garı’ndan bir banliyö treniyle kolayca ulaşabileceğimiz Atatürk Orman Çiftliği Atatürk’ün mirası ve Ankara’nın en büyük yeşil alanı olarak Cumhuriyet eserleri arasında önemli bir yer tutar. 1925 yılında kurulmaya başlanan ve Atatürk tarafından Ankara’ya bağışlanan çiftlikte özellikle görülmesi gereken yerler arasında.

Halen bir restoran olarak kullanılan tarihi Gazi İstasyonu ve Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin bir tıpkı-yapımı sayılabilir. Ayrıca her bütçeye uygun farklı seçenekleriyle Atatürk Orman Çiftliği yemek molası için de ideal bir yer olarak düşünülebilir. Buradan ayrılmadan önce Atatürk’ten ve İsmet İnönü’den sonra hayatını kaybeden cumhurbaşkanlarıyla Kurtuluş Savaşı şehitleri için tasarlanan ve Anıt Kabir’den sonraki ilk anıt-mezar olan Devlet Mezarlığı ziyaret edilebilir.

16. Anıtkabir

Anitkabir-Nasil
Anitkabir

Günümüz Ankara’sına geçmeden önce, Ankara’yı başkent yaparak, bu bozkır kasabasının tarihini değiştiren Atatürk’ün yattığı Anıtkabir’i ve içindeki Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi’ni görelim. 1953 yılında açılan ve Aslanlı Yol, Tören Meydanı ve Mozole olmak üzere üç kısımdan oluşan Anıtkabir, bir yarışma sonucu Emin Onat ve Orhan Arda tarafından tasarlanmıştır.

Müzede yer alan Atatürk’e ait çeşitli hatıralara ilave olarak, Türk, Azeri ve Rus sanatçılar tarafından resim+maket şeklinde büyük panoramalara dönüştürülen; Aydın Erkman’ın Çanakkale, Sakarya ve Büyük Taarruz adlı duvar resimleri, gerçek savaş objeleri ile birleştirilerek Kurtuluş Savaşı’nın üç cephesi canlandırılmıştır.

17. Kızılay

Ankara-Kizilay-Meydani
Ankara Kızılay Meydanı

Dünün merkezi Ulus’tan sonra bugünün merkezi Kızılay daha çok işyerlerinin ağırlıkta olduğu bir bölge olmakla birlikte Sakarya ve Yüksel yaya bölgeleri farklı kesimlere hitap eden restoran, kafe ve barlarıyla her zaman kalabalıktır. Sakarya Caddesi aynı zamanda, çiçekçiler ile balıkçıların, Yüksel Caddesi kitapçıların, biraz daha yukarıda diğer bir yaya bölgesi olan Olgunlar Sokak ise ikinci el kitapçıların mekanıdır. Denizsiz Ankara’da balıkçıların bulunması şaşırtıcı olabilir ama daha da şaşırtıcı olanı buralarda en leziz ve taze günlük balık bulunabilmesi. Balık sezonunda Karadeniz’den günlük olarak getirilen balıklar burada “canlı canlı” satın alınabilir.

Kızılay’a adını veren tarihi Kızılay binası çoktan yıkılmış ve yerinde bir türlü bitirilemeyen bir çarşı inşaatı devam etmektedir ama Güven Park ve Ankara’nın simgelerinden Gökdelen şimdilik yerini korumaktadır. Kızılay’da bulunan ve bir diğer yaya bölgesi olan İzmir Caddesi girişinde yer alan sade bir anıtın önünde duralım.

Ankara belki de dünyada en çok kardeş şehri olan bir başkenttir. Kardeş Şehirler Anıtı üzerindeki Kabil ve Ulan Bator ile başlayan listede, aralarında Moskova, Havana, Pekin gibi ünlü başkentlerin yer aldığı 30 (bugün için 40’dır) kardeş kentin adı yazılıdır.

18. Tunalı Hilmi Caddesi

Sheraton-Oteli

Kızılay’dan güneye doğru devam edersek çeşitli kamu binalarının ve bugünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yer aldığı Bakanlıklar semtine geliriz. Bakanlıklar’dan sonra çok sayıda büyükelçilik binasının bulunduğu Kavaklıdere ve Çankaya semtleri yer alır. Bu bölge aynı zamanda lüks otel ve restoranların bulunduğu Gaziosmanpaşa’nın komşusudur. Başta lüks kafeleriyle Arjantin ve Filistin caddeleri, şık mağazalarıyla Tunalı Hilmi Caddesi olmak üzere bu bölge, Ankara’nın modern yüzünü yansıtır.

Sheraton Oteli ilginç mimarisi ile Ankara fotoğraflarında hemen dikkat çeker. Bu bina aynı zamanda 143 metre yüksekliğiyle Ankara’nın en yüksek binası konumunda. Bu fotoğraflarda dikkat çeken diğer bir bina ise Atakule.

19. Atakule

Ankara-Atakule
Atakule, Ankara

Türkiye’nin ilk döner restoranının da bulunduğu 127 metrelik Atakule‘nin seyir terasından Ankara’nın her tarafına bakabilir ve fotoğraf çekebilirsiniz ama bir yönü hariç.Her nedense adı Çankaya ile neredeyse özdeşleşmiş olan Cumhurbaşkanlığı Konutu’nun fotoğrafının çekilmesi yasaktır.

Öte yandan Ayrancı’ya bakışta yoğun yapılaşmanın yarattığı çatı manzarası, Kavaklıdere’ye bakışta büyükelçiliklerin geniş bahçelerinin meydana getirdiği yeşil alanlarla tam bir tezat oluşturur. Büyükelçiliklerin bulunduğu cadde ve sokakların bazıları bulundukları ülkelerin veya kentlerin isimlerini taşırlar.

Örneğin Fransa Büyükelçiliği’nin Paris, İran Büyükelçiliği’nin Tahran caddelerinde bulunması anlaşılabilir ama ABD büyükelçilik konutunun, ABD’nin anlaşamadığı ülkelerin başında gelen İran caddesinde olmasına ne demeli?

Ankara gezilecek yerler saymakla bitmez, biz burada bazılarını sıralamış olduk. Yorum kısmına siz de tavsiyeler ekleyebilirsiniz.

21 YORUMLAR

  1. Merhaba arkadaşlar ben Ankara’da gezilecek yerlere bakarken şu sayfada gerçekten süper yerler keşfettim sorgulamaalani.com/ankarada-gezilecek-yerler.html

  2. Malıköy Tren İstasyonu Müzesi de görmeye değer bence. Ankara, Polatlı’da bulunuyor. Buna Telekomünikasyon Müzeside eklenebilir. Bu da Aydınlıkevler’de.

  3. Ankara, ne yazık ki gidilecek pek de bir yeri olmayan, biraz da asık suratlı, kasvetli bir şehir. AVM’lerdeki kalabalık da, seçeneği olmayan yığınların mahkumiyetinin sonucu… Sizi bilmem ama ben Ankara’dan pek hazzetmiyorum.

  4. Tunalı Hilmi Caddesi’ni tavsiye ederim. Hem gündüz hem de gece takılabilecek bir yer. Gece hayatı da fena sayılmaz. Üniversite öğrencilerinin hemen hemen hepsi buraya gelir geceleri eğlenmek için. City en trend yeridir. Arabayla gitmeyin, toplu taşıma kullanın. Pek pahalı değildir, dedim ya zaten genel kitlesi öğrencilerdir. Bilkentlisi de Odtülüsü de hacettepelisi de buraya geliyor.

    • Farklı yerler görmek isteyenler hava müzesi ve lokomotif müzesine de uğrayabilir. Topkapi müzesinden sonra Türkiye!nin en iyi 2. muzesi Anadolu Medeniyetleri Müzesi çok hoştur. Güzel, küçük ama çok önemli eserlerin bulunduğu, görülmesi gereken bir yerdir bana göre. Ama şu sıralar restorasyon yüzünden bir çok bölüm kapalı.

  5. Çamkoru, Beypazarı tarafı, Bala civarı,Dikmen Vadisi, Seymenler Parkı, Hamamönü-Altındağ ve Hattuşaş Antik Kenti de benden tavsiye. Gezmek isteyene yer çok, kimse söylenmesin.

  6. Tunalı Hilmi Caddesi, Parklar ve Kızlıay benim favori yerlerim. Demora Hotel bünyesinde yer alan Cafe Demora, bir kez gidin derim, Esat caddesinde, nefisss. Haftasonu Mogan da piknik yapılır, her yer temiz ve güvenlikli, ayrıca göl manzarası da cok güzel.

  7. Ankara’da eminim çok gezecek ve görecek yer var. Benim favorim ve önerim ise kafa dinlemek için huzurlu bir yer olan Yakacık Mahallesi’ndeki Eylül Kırevi. Organik ortamda modern kır evini ve doğal hayatın hazzını yaşatıyor. Tavsiye ederim.

    • Bugün Ankara Kale’sinde tecevuza uğramış bir Japon kızın haberini okudum. Ankara gibi başkentin güvenli olması gerekir, Ankara Kalesi gibi bir turistik noktada tinercilerin olmaması gerekir. Bu ülkede tinerci diye bir kavramın silinmesi gerekir, yazık.

  8. Eski kentin kalbi Uus ve çevresi ön plana çıkar. Ankara’nın en ilginç mekanları buradadır bence. 1 günde burayı bitirmek imkansız olacaktır. Zaman ayırıp sindire sindire gezin.

  9. Ayrıca:

    Çubuk barajı ve piknik alanı, Bayındır barajı ve iç tesisler, Karagöl, Çubuk 2, Beynam ormanı ve Atatürk evi, Söğütözü,Susuz göleti, Kızılcahamam kaplıcaları ile Soğuksu piknik alanı görülebilir. Kızılcahamam tatil köyleri, Çamkoru orman kamp alanı ve Hacettepe göl tesisleri piknik alanı, Haymana kaplıcaları, Gölbaşı Mogan, Ayaş içmeceleri, ve Eymir gölü tesisleri… gezilecek çok yer var aslında.

  10. Ankara’nın gezilecek mekanları için benim de tavsiyelerim ;

    Demetevler’den İvedik Köyüne doğru giderken mezarlığı geçtikten az sonra Alabalık yiyebileceğiniz lokantalar var.
    İvedik Köyü ve çevresi yeni yeni gelişiyor o yüzden çevre pek güzel değil ancak lezzeti ise mükemmel.
    Böylece Ankara’nın batı tarafını da gezmiş olursunuz.

    Gölbaşı’na gidip tertemiz göl manzarası eşliğinde aileyle rahat rahat piknik yapılabilecek bir mekan var.
    Belediye, mangal yapmak için mükemmel bir düzenek kurmuş her oturma yerinin yanına.
    Giriş her otomobil için 3 TL. Girişin paralı olması da avantaj bildiğiniz gibi. Yaz aylarında hafta sonları çok kalabalık oluyor onu da belirteyim. Hafta içi akşam 20.00 ‘dan sonra akşam manzarası ile tavsiye ederim.
    Güvenlik v.s. de var, tuvatler v.s. tertemiz.

Bir Yorum Yaz