Ankara Kalesi‘nin ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmiyor. Kesin olmamakla birlikte  M.Ö. 2. yüzyılda Galatlar zamanında var olduğu bilinen kale, bir zamanlar Ankara’nın iki önemli akarsuyu olan Hatip ve İncesu derelerinin birleştiği noktaya hakim bir tepede bulunuyor. Dış Kale ve İç Kale olmak üzere iki bölümden oluşan kalenin tarihi aynı zamanda Ankara’nın da tarihidir.

Romalılar, Bizanslılar hakimiyetinde kalan kale, 1073 yılında Selçukluların eline geçmiştir. 1101 yılında Haçlılarca ele geçirilen kale 1,227 yılında tekrar Selçukluların hakimiyetine girmiştir. İmparator II.Consantantinus MS.668’de yaptırdığı Dış Kale surları zaman içinde yıkılırken, Selçuklular döneminde onarılan ve eklemeler yapılmış, Osmanlı döneminde 1832’de Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa tarafından da onarımdan geçirilmiştir.

Ankara-Kalesi-Fotograf
Ankara-Kalesi-Fotograf

Sultan Abdülhamit’in her kente bir saat projesi kapsamında yaptırılan bir saat kulesinin yer aldığı İç Kale neredeyse tamamen korunmuştur. Kale yapısında rastlanan heykel, lahit, sütun başlıkları kalenin yapımı ve onarımında etrafta bulunan malzemelerden yararlanıldığını göstermektedir. Kalede roma dönemine ait kalıntılar dikkati çekerse de büyük ölçüde Bizans döneminde yapılmıştır.

Restorasyonu tamamlanan kale ve civarı bugün Ankara’nın en hareketli bölgesi. İçinde Osmanlı Ankara’sının 17. yüzyıldan itibaren ayakta kalmış birçok Ankara evi ve Alaaddin Camii bulunuyor. Ahi Elvan, Ahi Yakup, Alaaddin, Aslanhane (Ahi Şerafettin) Cenab-ı Ahmet, Hacı Bayram, Karacabey, Çiçekçioğlu, Tacettin, Zincirli, Kocatepe camileri de kentin tarihi değer taşıyan camileri arasında.

Ankara-Kale

Kalenin yerden yüksekliği 110m.’dir. Ankara Kalesi dışardan görümüne göre daha büyüktür. Ayrıca kale her yıl çeşitli festivallere de ev sahipliği yapmaktadır. Bugün çok sayıda otantik restoran ve kafeye, butik otellere, sanat galerilerine ev sahipliği yapan ve Etlik’ten Çankaya’ya geniş bir Ankara panoraması sunan Ankara Kalesi’nin burçlarında gün batımını izlemek gerçekten çok keyiflidir.

Burada birleşen Hatip ve İncesu dereleri daha sonra Çubuk Çayı ile de birleştikten sonra Ankara Çayı adını alarak Sakarya Nehri’ne doğru akmaya devam edeceklerdir.

Ankara gezilecek yerler listesi için tıklayınız.

2 YORUMLAR

  1. Anıtkabir, Eymir Gölü, Atakule, Kaleiçi ve Rahmi Koç Müzesi görmeye değer. Ayrca Bilken Üniversitesi, Hacettepe, ODTU kampusleri, bi de angaralıları görmek için Ulus Semti ve tabi eski binalarıda gormek mümkün. Başkada birşey gormeye gerek yok daha doğrusu değmez. Melih Gökçek bu şehirde olduktan ve şehrin sanat yönü geliştirilmedikten sonra Ankara’da ruh yok bence.

Bir Yorum Yaz