Bir havayolu şirketi uçaklarında çocukların alınmayacağı ”sessiz bölümler” yaratacağını açıkladı. Bütün uçak ve tren şirketleri aynı uygulamaya geçmeli mi? Yoksa yetişkinlerin çocuklara katlanmayı öğrenmesi mi gerek?

10 bin metre yükseklikte zaten basınç insanı yeterince rahatsız ederken, bir de korkmuş bir bebek çığlık çığlığa ağlıyor.

Uzun süren güvenlik kontrolleri, dar mı dar koltuklar ve ayaklarının yere basmıyor oluşu nedeniyle zaten oldukça gergin olan yolcular bunların üstüne bir de ağlama sesi eklenince uçağın pencerelerini kırıp aşağı atlamayı hayal etmeye başlıyorlar.

Tabii bebeğin ebeveynleri için de, bütün o çığlıklar birer stres kaynağı. Onlar da bir yandan sinirli yolcularla göz göze gelmekten kaçınırken bir yandan da korkmuş bebeklerini sakinleştirmeye çalışıyorlar.

Bir havayolu şirketi bütün bu sıkıntılara bir çözüm öneriyor. Air Asia yetkilileri, Şubat ayından itibaren 12 yaşından büyük yolculara ekstra bir ücret talep etmeden ”sessiz bölüm”de oturma olanağı sunacaklarını söylüyorlar.

Uçağın geri kalanından tuvaletler ile ayrılacak olan bu bölümdeki 7 sıra ekonomi sınıfı koltuk bebek seslerinden tamamen arınmış olacak.

Bebek-Ağlaması

Air Asia aslında Malezya Havayolları’nın uygulamasının peşinden gidiyor. Bu şirket Nisan ayında Kuala Lumpur- Londra arasındaki uçuşlarda çocuklu ailelerin sadece üst katta oturmasına izin vereceğini açıklamıştı.

Bu, çocuksuz ve kolay rahatsız olan yolcular için çok yerinde bir karar olabilir. Ancak birçok ebeveyn de ikinci sınıf insanlarmışcasına uçağın geri kalanından ayrı oturmaktan rahatsız olacak. Yine de küçük çocuklarla yolculuk etmenin zorluklarını bilenler bu yeni uygulamayı onaylıyor.

10 haftalık kızıyla yaptığı yolculukları MummyTravels adlı blogunda paylaşan 35 yaşındaki Cathy Winston, Kasım ayında bebeğiyle İspanyol Lanzarote adasına gitmeyi planlıyor.

Cathy, sırf anne olduğu için, çok sevdiği seyahat hobisinden vazgeçmek istemiyor. Ancak ailelere ayrılmış bir bölümün, diğer yolcuların rahatsız bakışlarını ortadan kaldıracağı için kendisine de iyi geleceğini düşünüyor.

Winston ”Kızım doğmadan önce ben uçakta uyumaya çalışırken yanımda ağlayan bir bebek olmasının çok sinir bozucu olduğunu düşünürdüm. Benim bebeğim ağlamaya başladığında çevremdekilerin bilinçli olarak çocuklu bölümden bilet aldıklarını bilirsem, kendimi çok daha iyi hissederim” dedi.

Aslında toplu taşıma araçları kullanan herkes, bir bebek ağlarsa buna katlanmak zorunda olduklarını düşünür.

İngiltere’de ”sessiz vagon” uygulaması olan trenlerde bu vagonlarda telefonla konuşmak, yüksek sesle müzik dinlemek yasak, ancak bebeklerin çıkardıkları gürültü ile ilgili bir sınırlama yok.

Tabii bu yeni ayrımcı sistem için büyük destek var. Nisan ayında Jetcost.co.uk adlı internet sitesinin 1666 yetişkin İngiliz arasında yaptığı bir ankette, katılımcıların % 53’ü uçaklarda çocuksuz bölüm uygulamasını destekleyeceklerini söyledi.

Tripadvisor sitesinin yaptığı bir başka ankete göre de İngilizler’in üçte biri çocuksuz seyahat edebilmek için ekstra ödeme yapmaya hazır. Fakat havayolu şirketleri çocuksuz bölüm uygulamasını desteklese de bu lojistik olarak zorlu bir süreç olacak.

Peki ya lokantalar?

Yan yana oturmuş çığlık atan iki bebeğin gürültüsü en muhteşem yemeği bile tatsız hale getirebilir. Bu durum tabii rahatsız bakışlardan utanan anne babalar için de restorana gitmeyi bir işkence haline getiriyor. Ama çocuklu aileler de sosyal hayat sahibi olmak, dışarı çıkmak istiyor.

Duyarlı aileler için bu tercihleri yapmak çok zor. Bazıları çocuklarının yabancıları rahatsız edebileceği korkusuyla evden çıkmamayı tercih ediyor.

Her uçakta mümkün değil

Uçaklara gelince… Küçük uçaklarda bağıran bir çocuğun sesini nerede oturuyor olursanız olun duyarsınız. Uçuşlara çocuk kabul etmemek ise yolcu sayısını düşürecek ve havayolu şirketlerinin kâr oranını azaltacak. Ayrıca, belki de en önemli olarak çocuksuz bölümlerin yaratılması, ailelerin kendilerini ikinci sınıf vatandaşlar gibi hissedip rahatsız olmalarına neden olacak.

Ne de olsa kimse uyurken horlayan ya da uçakta ayakkabılarını çıkarıp herkesi rahatsız eden yetişkinleri ayrı bir bölümde oturtmayı teklif etmiyor. Zaten belki de ekonomi sınıfında, görece ucuza seyahat etmeyi kabul ettiğinizde başkalarının çıkardıkları rahatsız edici seslere ve kokulara katlanmayı da göze almış oluyorsunuz.

İngiliz Independent gazetesi seyahat editörü Simon Calder, iki kızı ile birlikte dünyayı gezmiş. Calder, biletlerinin parasını ödeyen ailelere ayrımcılık yapılmaması gerektiği görüşünde.

Simon Calder ”Ben gerçekten insanların anlayışlı olmaları gerektiğini düşünüyorum. Uçaklarda çocuklara tahammül edemeyenler ne yazık ki buna alışmayı öğrenmeliler. Eğer bununla baş edemiyorlarsa onlara bir önerim var: Kulak tıkaçları. 21. yüzyılda yaşıyoruz, bir sürü insanın iPod’u var” dedi.

Sonuçta yetişkinler müzik dinlerken, çocuklar da rahat rahat oyunlarını oynayabilirler.

Kaynak:bbc.co.uk

Bir Yorum Yaz