Doğa fotoğrafçılığı refleksten çok hesap kitap, ışık ve en önemlisi sabır işidir. Zamanı dondurmak, bir daha hiç geri gelmeyecek o anı bir film karesine hapsetmek tüm doğa fotoğrafçılarına haz verir. Doğa fotoğrafçılığı, her zaman doğa sporlarının ayrılmaz bir parçası olduğu gibi savaş ya da spor fotoğrafçılığından çoğu zaman ayrı tutulmuştur. Çünkü zaman sınırlaması yoktur. Ancak bir doğa fotoğrafçısı da ön araştırma, doğru açı, doğru ışık değerlendirmesini eksiksiz yapmak zorundadır.

Son yıllarda gelişen teknoloji ile birlikte meraklı sayısı da artınca doğa fotoğrafçılığı sınırlarını aştı, out door yaşamın bir parçası oldu, turizmde yeni bir sektör oluşturdu. Tehlikeli dağların zirveleri, rengarenk balık ve mercan görüntülerine sahip derin sular, vahşi hayvanların yaşadığı; tabir yerindeyse balta girmemiş ormanlar doğa fotoğrafçılarının vazgeçemedikleri mekanlar.

Dijital fotoğraf makineleri geliştirilse de geleneklerini bozmayan doğa fotoğrafçıları teknolojileri yenilenen standart fotoğraf makinelerinden vazgeçmediler. Hatta, dış görüntüsü, bilmeyenlere vasat gibi gözükse de kalitesiyle dünyanın en iyi fotoğraf makinelerinden olan Leica çoğunlukla vazgeçilmez bir efsanedir.

İlham Almak

Ayrıca 50 yıldan fazla dünyanın en iyi dergilerinden olan National Geographic‘te yayınlanan kusursuz kalitedeki fotoğraflar pek çok kişi için ilham kaynağı oldu. Türkiye’de sayıları artan fotoğraf ve gezi dergileri, çarpıcı fotoğraflarla bu derginin izinde olduklarını belli ettiler.

Pek çok amatör fotoğrafçı için fotoğraf çekmek değil fotoğrafı nerede çekeceğini bilmemek sorundur. Bu sebeple doğa ve kültür turları adı altında pek çok irili ufaklı şirket günübirlik, haftasonu, haftalık veya 10 günlük turlar düzenliyor.

Çok ender yaşanan bazı doğa olaylarının gerçekleşeceği dönemlerde ise doğa fotoğrafçılığına ilgi, inanılmaz derecede artıyor. Örneğin 20. yüzyılın son güneş tutulmasının gerçekleştiği 11 Ağustos 1999 tarihi, tutulmanın görülebileceği dünyanın tüm noktalarında olağanüstü ilgiyle karşılanmıştı.

Türkiye’de tutulmanın izlenebilirlik oranının 86’yı bulacağı bildirilince dünyanın her yerinden amatör ve profesyonel fotoğrafçılar bir yıl öncesinden rezervasyonlar yaptırarak Türkiye’ye gelmişlerdi. Bartın- Kastamonu-Çorum-Amasya-Tokat-Sivas-Elazığ-Diyarbakır-Batman-Cizre hattındaki tüm otelleri meraklılar doldurmuştu.

Elbette sadece güneş tutulması gibi çok ender yaşanan doğa olayları değil, her mevsim, her coğrafyada doğayı fotoğraflamak isteyenler için turlar mevcut. Türkiye de bu açıdan zengin bir coğrafyaya sahip. Meraklıları için çeşitli illerdeki fotoğraf kulüplerine gidip onların organize ettiği kurslara katılmak mümkün. Ve unutmamalı ki, makinenin teknolojisinden çok, kişinin gözlemleme yeteneği, bakış açısı ve ışığı kullanma becerisi önemli.

Fotoğrafçılıkta sık söylendiği gibi; “fotoğrafı makine değil, makinenin arkasındaki kişi çeker…”

 Levent Yücelman
Cumhuriyet

1 YORUM

Bir Yorum Yaz