Kafeler, 19.  yüzyılın başlarında şehrin aydın insanlarının takıldıkları yerler olmaya başladıktan sonra yavaş yavaş kültürel bir değer haline gelmeye başladı. Bazı ünlü kafeler artık kahve ve tatlıların yüksek fiyatlara satıldığı birer müze gibiler. Kimileri artık restoran halini almışken sadece bir kaçı halen kültürel miraslarına sahip çıkmayı tercih etmiş. En büyük kafe şehirleri Paris, Viyana, Venedik ve Budapeşte olarak biliniyor.

Dünya’nın En Güzel Cafeleri

Cafe Majestic, Porto

Cafe Majestic, PortoPortekiz’in en meşhur kafeleri doğal olarak başkentinde bulunuyor fakat Lisbon’un Cafe A Brasileira ve Versailles gibi kafeleri kesinlikle muhteşem tasarımlara sahip. Ve bize göre dünya’nın en etkileyici kafelerinden biri olan Cafe Majestic de burada bulunuyor. Kafe’nin cephesinden iç tasarımına kadar her şey burayı turistik bir mekan olmaktan çok daha fazlası haline getiriyor. Ana bölümü ve kış bahçesiyle yaşatmış olduğu muhteşem Belle Epoque atmosferiyle ismini yaşatmaya devam ediyor.

Cafe Confeitaria Colombo, Rio de Janeiro

Cafe Confeitaria Colombo, Rio de JaneiroAvrupa’nın büyük kafelerinden ilham alınarak yapılmış olan Confeitaria Colombo 20.yy’ın başlarında Rio’da başlı başına bulunma sebebi gibiydi. Gösterişli balolar ve kültürel etkinliklerin yanında şehrin yüksek sosyetesinin bir araya gelip dedikoduları paylaştıkları bir yerdi. Devasa ve renkli camı, karo çinileri ve aynalı iç tasarımı için Fransa, Portekiz ve Belçika’dan bir çok materyal getirilmiş ve sonunda göz alıcı güzellikte bir art nouveau kafe ortaya çıkmış. Klasik Brezilya mutfağı, nefis hamur işi yada sadece bir bardak çay veya meşhur Brezilya kahvesi için mutlaka gidilmesi gereken bir yer.

Caffe Gambrinus, Napoli

Caffe Gambrinus, NapoliNapoli’nin Gambrinus’u sadece şehrin en eski kafesi olduğu için değil, 19.yy’ın başlarında kraliyet ailesini, sanatçıları ve ünlüleri harika tasarımıyla kendisine bağlamış olduğu için efsanevi bir yerdir. Zamanın en iyi sanatçılarının eserlerinin de bulunduğu, kapuçino yada tatlınızın tadını çıkarırken antikaların güzelliğinin farkına varacaksınız. Dışarıda da masalar bulunuyor ancak içerisi o kadar güzel ki hiç dışarı çıkmak istemeyebilirsiniz. Zaten bu yüzden kafe “Nepal’in oturma odası” olarak da biliniyor.

Cafe Tortoni, Buenos Aires

Cafe Tortoni, Buenos AiresBu art nouveau kafe yıllar geçse de halen Buenos Aires’in en temel kültürlerinden birini yansıtıyor. Şehrin bir çok ünlü isminin ikinci evi gibi bir yer ve renkli camları, mermer, bronz, ahşap işlemeleri ve duvardaki fotoğrafları mutlaka görülmeye değer. Kahve ve tatlılarına ek olarak tango gösterileri ve şiir resitalleri de düzenleniyor. Yerli halk turistlerden çok daha fazla ilgi gösteriyor, özellikle “chocolate con churros” sevenler muhteşem bir atmosfer oluşturuyor.

Caffe Greco, Roma

Caffe Greco, RomaRoma’nın en eski ve en meşhur kafesi Avrupa tarihinin unutulmaz bir çok ünlüsüne hizmet etmiş ve halen aydınların ve politikacıların uğrak yeri. Yeri şehrin en lüks alışveriş merkezi ve turist bölgesi olan Piazza di Spagna da bulunuyor ve her zaman kalabalık olacağı su götürmez bir gerçek. Dekorda aynalar, romantik resimler, ahşap, mermer ve döneme ait mobilyalar kullanılmış.

Cafe de la Paix, Paris

Cafe de la Paix, ParisDünya’nın ilk kafe’sinin Paris’ Le Procope olduğu söylenir ancak şehrin en meşhur kafeleri Cafe Flore ve les Deux Magots. Tüm gezi rehberlerinde görebileceğiniz bu kafeler turistler tarafından sürekli olarak her gün ziyaret ediliyor. Cafe De La Paix’de bir o kadar turistik ancak onu diğerlerinden farklı kılan özellik Paris’in en eşsiz iç tasarımına sahip olması. Hemen karşısında bulunan Opera evi ile aynı tasarımcının eseri.

Cafe Imperial, Prag

Cafe Imperial, PragPrag’ın gösterişli kafe sosyetesi 19.yy’ın sonlarına doğru bir çok yeni mekanın açılmasına sebep oldu. Çoğu II. Dünya savaşının ardından yok olmuş olsa da sağ kalanlar geçmiş zamanda ki popülerliklerini tekrar kazandılar. Cafe Imperial Art Deco tasarımıyla aralarında ki en kusursuz örnek. Mozaik süslü iç tasarımı kahvaltı, öğle çayı yada özel Çek yemeklerinin tatmak için için dünyanın en güzel ortamını sağlıyor.

Cafe Central, Viyana

Cafe Central, ViyanaDev caddelere ve saray gibi binalar şehrin her yerinde olsa da tarihi kafeler Viyana’nın gerçek simgeleri. Viyana’da ki kafeler dünya’da bir çok faklı kafeye tasarım konusunda ilham olmuştur ve aralarında ki en muhteşemi ise Cafe Central’dır. Tarihi bir saray içinde bulunuyor, mermer sütunlar, dev avizeler ve köprülü tavan tasarımıyla 19.yy’ın başından beri sanatçıları ağırlamaktadır. En tarihi kafeler söz konusu olmuşken, artık daha çok turistleri ağırladıklarını söylemekte fayda var ancak öğleden sonraları klasik müzik konserleri gibi yerel organizasyonlar da halen yapılıyor.

Caffe Florian, Venedik

Caffe Florian, VenedikVenedik’in eski ihtişamlı günleri şehrin her yanında görülebilir ancak hissedebilmek için tarihi kafelerine gitmeniz gerekiyor. En etkileyici olan Caffe Florian ise sizleri 18.yy’a, fresk ve aynalarla dekore edilmiş iç tasarımına davet ediyor. Geçmişte yazarların ve sanatçıların sürekli olarak geldiği, şu anda ise yaşayan bir müze gibi halen hizmet veriyor. Bu sebepten ufak bir kahve için 10€ ödemek zorunda kalırsanız şaşırmayın çünkü bu kadar muhteşem bir yer için gerçekten değer.

Cafe New York, Budapeşte

Cafe New York, BudapeşteBudapeşte’nin efsane olmuş bu mekanı 20.yy’ın başlarında sanatçılar için bir buluşma mekanıydı. Kısa bir süre önce tasarımcı Adam Tihany tarafından yenilenmiş, göz kamaştırıcı iç tasarımı, lambaları ve tavandaki resimleriyle harika bir görünüme sahip. Hem yerli hem de yabancı turistleri en mükemmel şekilde ağırlayan kafede misafirler aynalı masalarda yerel ve İtalyan mutfağının en nefis çeşitlerini chill-out müzik eşliğinde çıkarıyorlar.

İster tatil veya ister iş için seyahat ettiğinizde yolunuz bu cafelerin yakınına düşersen dünyanın en güzel cafelerine bir göz atın.

3 YORUMLAR

  1. Geçtiğimiz kasım ayında New York Cafe Budapeşte’ye uğradık pastalarını tavsiye ederim iç mekansa bir harikaydı

Bir Yorum Yaz

Yorumunuzu buraya yazın
Adınızı buraya yazın