Ege Bölgesi, sahip olduğu antik kentler, kıyı şeridi boyunca uzanan kumsallar, ziyaretçi akınına uğrayan doğal güzellikler ve birbirinden güzel köyleriyle birçok gezginin tatil ve keşif rotasında yer alıyor. Ege Bölgesi’nde korunmayı başaran bu doğal yapıyı, her yıl binlerce yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor.

Sadece Türkiye’de değil dünyada da tanınan birçok tatil beldesinin yanı sıra keşfedilmeyi bekleyen saklı köyler, Ege’de alternatif rotalar olarak öne çıkıyor. Ev pansiyonculuğu ve şaraplarıyla tanınan Şirince, Osmanlı sivil mimarisinin en güzel örneklerinden Birgi, taş evleriyle dikkat çeken Doğanbey, antik şehrin üstüne kurulan Eskihisar, bu köylerden yalnızca birkaçı. Ege’de görülmesi gereken 8 saklı köyü bu listede bir araya getirdik.

Ege’de Görülmesi Gereken Saklı Köyler

1. Şirince, İzmir

Şirince Köyü
Şirince Köyü, Safranbolu evlerini andıran evleriyle dikkat çekiyor

Efsanevi dönemde kendini dağlara vuran 40 kişi tarafından kurulduğu söylenen Şirince, Kırkınca, Çirkince gibi isimlerle anılmış. İzmir’in Selçuk ilçesine 8 km uzaklıkta bulunan bu köy, Maya takvimine göre 21 Aralık 2012 tarihinde kopması beklenen kıyamette güvenli bölge olması nedeniyle tüm dünyada gündeme gelmişti.

Meyveli şarapları, Safranbolu evlerini andıran yapıları, taze meyveleri ve köy dokusu bozulmamış sokakları ile Şirince, şehir stresi ve koşturmasından kaçarak sığınılabilecek bir özellik taşıyor. Restorasyon çalışmaları sürdürülen 2 kilisenin bulunduğu köy, haftasonu kahvaltıları, akşam yemekleri ve konsept pansiyonları ile oldukça popüler.

45 YORUMLAR

  1. Benimde bir köyüm var bende onu yazmadan geçemedim aydın sökeye bağlı Avşar köyü görmenizi ve gezmenizi tavsiye ederim

  2. 8 köyun hepside herkesin bildiği TV programlarinin artık bıktırdigi yerler. Ege de daha keşfedilmemis bir çok yer var. Maalesef medya reklamını yaptığı ve ticari menfaatleri olduğu tur şirketlerinin destinasyonlarini bozuk plak gibi yayınlayıp insanları gezmekten sogutuyorlar. Örnek Hürriyet seyahate kimsenin gitmediği bir yeri 6 haftalik seyahatini yazdım gönderdim. Sudan bahanelerle yayınlamadı. Aynı yazıyı bir seyahat bloğuna gönderdim aylarca en beğenilen yazılar kategorisinde en ustlerde kaldı.

    • “Herkesin bildiği” cümlesi yanlış. Bugün nerdeyse 80 milyon insana bir anket yapsanız %80’i Şirince’yi duymamış, duymuşsa da nerde olduğunu bilmiyordur. Hatta Egelilere bile bu köyleri sorun kendiniz, kaçı nerdedir, hangi ilimize bağlıdır veya kaçı gitmiştir kendiniz öğrenebilirsiniz. Gezi programlarında gösterilmesi (sizin deyiminizle reklam(!)) tekrar tekrar paylaşılması bir bozukluğu değil bilakis bir emeğin daha çok insana ulaşması ve bu güzelliklerin keşfedilmesi için insanlara ilham verilmesi ve yol gösterilmesi anlamına gelir.

      Kendinizin entellektüel seviyenizi tüm Türkiye ile kıyaslamayın. Hürriyet ile olan ilişkiniz ise sizi ilgilendirir, bizi değil ve örnek teşkil edemez.

  3. Bence bu listede Antalya Kaş-Kalkan’da yer alan İslamlar Köyü de olmalı. Tarihi yapıları, magaraları, alabalık restaurantları ve 300 yıldan fazladır değirmenleri ile İslamlar köyü keşfedilmeyi bekliyor.

  4. Yahu bunların saklılığı mı kalmış. hepsi öylesine turistik yerler oldu ki, sokakta normal ilişki kurma imkanı kalmamış. Gerçekten saklı köy bulursanız haber verin lütfen 🙂

    • Türkiye genelini düşündüğünüzde bu köylerin birçoğunu bilmeyen önemli bir kesim olduğunu düşünüyorum. Sesli düşünelim isterseniz; 8 köyün 8’ine giden ya da 8’ini bilen kaç kişi var sizce?

  5. Listenizi incelediğimde Şirince ve Akyaka dışındakileri görmemişim. Sizlerin paylaşımlarınızın dışında pek çok gezgini daha takip ediyorum ve faydasını görüyorum. Hepimizin hem ülkemizi hem dünyayı bilmesi mümkün değil, bu konuda son yıllarda daha bilinçli olduğumuzda bir gerçek. Yazın Malta’ya gidişimizde katkınız büyük. Teşekkürler ediyorum.

  6. Sizi severek takip ediyorum, yazılarınızın pek çoğunu beğeniyorum, elinize emeğinize sağlık öncelikle. Ancak pr çalışmaları çerçevesinde parası ödenerek sipariş edilmiş bu tür yazılar için ne yazık ki aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Sponsorlukla yazdırılmış, fikirlerin yönlendirildiği, gezginin samimi düşüncelerinin yer alamadığı yazıları gerçekçi bulmuyor ve kendim için kaynak olarak görmüyorum. Bir tur firmasının programına alınmış yer nasıl “saklı” olabilir? Zaten yeterince tanınmış bu yerler, turlar nedeniyle daha hızlı bozulacak, kimliğini kaybedecek.

    • Herhangi bir para ödemesi yok. Bizzat bu köyleri gezip gelen Ekibimden birisinin yazısı ve kendi fotoğrafları. Tur firması böyle bir rota hazırlayıp gezdiriyorsa ne güzel işte. Birbiriyle ne güzel örtüşmüş oluyor. Sizin için değil ama bir çokları için bu yerlerin adı ve nerede oldukları dahi bilinmiyor. Sadece kendi bakış açınızla değil 250,000 kişinin bakış açısıyla bakmanızı rica ediyorum.

    • Siz de işiniz gereği ve bir gezi yazarı olarak haklısınız tabii. Ancak seyahatlerimde gezdiğim pek çok köyün, köylükten çıkmış olduğunu gördüğümden beri çok sevdiğim gezi programlarını, gezi yazılarını sorgular oldum. Herkes bakir kalmış, gizli yerler, bozulmamış kasabalar arıyor ama bunları keşfedip paylaştıkça tüketmiyor muyuz? Bazı yerler belki tanıtılmamalı, sadece yolu düşenler bilmeli. Neyse, seyahat felsefesine girmeyeyim, yeri değil zira 🙂 size çalışmalarınızda başarılar, keyifle takip etmekteyiz.

    • Bengi Hanım biraz haksızlık ediyorsunuz gibi geldi bana. Zira yazılan yazı Ege’de görülmesi gereken köyleri içeriyor. bu yerlere bir tur şirketinin program yapması niçin sizi rahatsız ediyor. Bu tip yerler fakirlik içinde kıvranırken ekoturizmle kalkınabilir. Biraz olumlu düşünmek lazım bence.

  7. Gayet lalettayin, liste olsun diye hazırlanmış bir liste. Birgi, Şirince, Eski Doğanbey, Bozüyük, Akyaka zaten ziyaretçi akınına uğrayan, öyle gizlisi saklısı kalmamış yerler.

    • Şu sayfanın takipçilerinin %5’i dahi Eski Doğanbey’e adımını atmamıştır ve nerede olduğunu bilmez. Bizim biliyor olmamız, gidip görmüş olmamız 80 milyonluk ülkenin gördüğü anlamına gelmez. Öyle olsaydı yerel turizm çok kalkınmış olurdu.

    • Bu güzelliklerin değerini bilmeliyiz. Daha çok insanımız görmeli. Gezerken çevreye özen gösterip, geleceğe ulaşmasını sağlayabilirsek, uygar bir toplumun fertleri olduğumuzu anlayabiliriz diye düşünüyorum.

Bir Yorum Yaz