Yazar Lüset Kohen Fins, kurgu roman dalında 2013 Şubat’ta HarperCollins Authonomy altın madalya ödülü alan Ten Deep Footprints adlı kitabını, On Derin Ayak İzi isimiyle Türkçe’ye yine kendi çevirdi.

1970 İstanbul doğumlu Lüset Kohen Fins, 1997-2009 yılları arasında yayınladığı City Plus İstanbul dergisinin ardından çalışmalarına Amerika’da devam etmişti. New York’ta 4 yıl boyunca NYC Food&Mood adlı bir şehir rehberi çıkaran Fins, daha sonra İngilizce olarak kaleme aldığı Ten Deep Footprints adlı romanıyla Uluslararası HarperCollins Authonomy Yarışmasına katılmıştı.

10-Deep-Foot-Prints
Ten Deep Footprints

Kurgu roman dalında Uluslararası Edebiyat Ödülü almış, İngilizce kitapların Türkçe çevirilerini baskıya hazırlayıp, üretim aşamasında teknik destek veren ve Türkiye genelinde kitapçılara ve satış noktalarına ulaşımını sağlayan Gate Yayınları tarafından yayınlanana kitabın öyküsü ise oldukça çarpıcı.

ON DERİN AYAK İZİ

Zhuizm düşünce akımının lideri Wen Bao Zhu’nun evinde ölü bulunmasının ardından aklına gelen parlak bir fikir sayesinde izlenme oranını yeniden yükselteceğine inanan dünyaca ünlü talk-show yapımcısı Chloe Franklin, yıllar önce Wen Bao Zhu’yla tanışmasına sebep olan dört eski arkadaşına toplu bir e-posta mesajı göndererek onları canlı yayına davet eder.

Oysa programa davet edilen kişiler Chloe Franklin’e karşı artık farklı hisler beslemektedirler…

On Derin Ayak İzi, 2020 yılında Chloe Franklin’in programına davet edilen bu dört konuğun hayatının 2013 yılında hangi şartlar altında kesiştiğini çarpıcı bir kurgu ve tarafsız bir anlatımla gözler önüne seren düşündürücü bir hikâye.

Kahramanlarının hayatını sadece dört ay gibi kısa bir sürede farklı yönlere sürükleyen olaylar zinciri ise Wen Bao Zhu’nun yeni projesi için araştırma yaparken bir mahalle çamaşırhanesinde tesadüfen tanıştığı bir adama kişisel bir soru sormasıyla başlıyor…

KİTAP İÇİN NE DEDİLER?

“Popüler kültürle harmanlanmış, orijinal bir metropol hikâyesi.” Graham Whittaker, The Butterfly Effect’in yazarı

“Kitabında doğru zamanda doğru kişilerle yapılan bağlantılar sonucu elde edilen mesleki başarılara ve tesadüfen tanıştığımız kişilerin hayatımızdaki önemine değinen Fins, yaşama tutunabilmek için elinden geleni değil gerekeni yapan karakterlerle yola çıkmış.” Brandon Zimmerman, Societal Equilibrium’un yazarı

“New York’ta geçen; Tokyo, Londra, Roma ve Mumbai’nin ardından İstanbul’a kadar uzanan, herkesin kendinden az ya da çok ama mutlaka bir parça bulabileceği bu kitapta insan ilişkileri, kariyer seçimi ve hayatın anlamı gibi geniş kapsamlı konular gerçekçi bir bakış açısıyla ele alınmış.” Georgina Fawcett, The Chorus of the Universe’in yazarı.

Kitabın Orijinal Adı: TEN DEEP FOOTPRINTS
Kitabın Türkçe Adı: ON DERİN AYAK İZİ
Yazar: Lucette Cohen Fins
Yayıncı: Gate Yayınları (1. Baski 10.000. adet)
Teknik Özellikler: 520 sayfa / 26 TL
HarperCollins-Authonomy Altın Madalya Ödülü (Şubat 2013)
Çeviri / Uyarlama: Lüset Kohen Fins
Türkiye Dağıtım: Alfa Basım Yayım Dağıtım

10 Deep Footprints / Kitap Tanıtımı


On Derin Ayak İzi kitabının 136. ve 137. sayfalarından tanıtım amaçlı bir alıntı:

En ağır bedellerin gelişim yolculuğunun olgunlaşma evresinde ödendiğini öğrendim. Bunu son dakika golü olarak algılayıp pes etmek yerine, ödemeyi biran evvel yapabileceğim bir yer aradım,
Wen Bao Zhu

14 EYLÜL 2013, CUMARTESİ

Kirk temiz çamaşır torbalarını geri almak için öğlene doğru sokağa çıktı, ancak geleceği ile ilgili kuruntular, Heather’ın tavrı ve havadaki nem birer birer üzerine yürüdü yol boyunca. Çamaşırhanedeki gudubet kasiyerden ruhuma ve bedenime iç-dış yıkama talep etsem ne kadar ücret ister acaba? Değil yüzde otuz, yüzde seksen indirim yapsa bile bu işe paran yetmez Kirk, otur oturduğun yerde.

Birkaç saat sonra yapacağı iş görüşmesini düşünerekten çamaşırhaneden içeriye daldı ve etrafına bakınmadan sıraya girdi; Wen Bao Zhu’nun içeride olduğunu fark etmemişti bile. Bu ne kalabalık ya, gören de içeride bedava altın dağıtılıyor sanacak.

Öğlen on ikiye kadar günlük meditasyonunu ve merkezdeki özel seanslarını çoktan tamamlamış olan Wen, kendi eşyalarını almak üzere Kirk’ten beş on dakika önce çamaşırhaneye gelmiş, arka taraftaki sandalyelerden birine oturmuş onu bekliyordu hâlbuki… İçgüdüsel tecrübeleri sayesinde, dün tanıştığı hazır cevap adamın kirli torbalarını bir gün önce yine aynı bu saatlerde teslim ettiğini göz önünde bulundurarak, ertesi gün yine aynı saatlerde oraya gelebileceğini tahmin etmiş ve yanılmamışti. Kirk’ün içeriye girdiğini görür görmez onunla bir kez daha konuşabilmek için bu sefer hangi yolu denemesinin en akıllıca olacağını düşünmeye başladı. Üzerinde kafa patlatacak fazla bir şey yoktu aslında; ne de olsa herhangi bir kişiyle sohbete başlamanın en sağlam yolunun, o kişiye ‘evet’ ya da ‘hayır’ ile cevap verebileceği basit bir soru sormaktan geçtiğini yıllar önce keşfetmişti. Zihni paranoya tarafından ele geçirilmiş ortalama bir insanın ne kadar küstah ve kibirli olabileceğini iyi bilirim, zorluk çıkarmakta üstlerine yoktur.

Kirk elinde plastik torbalarla dışarıya adımını atar atmaz onun peşinden dışarıya çıktı ve çamaşırhanenin önündeki kaldırımda yarısı önceden içilmiş bir sigarayı tekrar yakmasını fırsat bilerek yanına yaklaştı. “Selam, hatırladın mı beni?”

“İnsaf, tabii ki hatırladım, aradan sadece bir gün geçti.”
Kirk’ün vereceği anlık tepkiyi ölçmek için yanıp tutuşuyordu Wen Bao Zhu. Onun gözlerinin içine bakarak “İster inan ister inanma, ama dün bütün gece seni düşündüm,” dedi.

“Gerçekten mi? Tipim değilsin, kusura bakma.”

“Sen de benim değilsin, fakat birbirimize yardımcı olabiliriz gibi bir his var içimde.”

Kirk, şapkası ve ayakkabıları dâhil, bu sefer tepeden tırnağa yeşil tonlarında giyinmiş olan yaşlı kadını şüpheyle süzdü. “Pardon, anlayamadım, birbirimize nasıl yardımcı olabiliriz ki?”

“Dün seninle konuştuktan sonra epey bir düşündüm de…”

“Ne diye?”

“Nasıl söylesem, senin gelecek hakkında kronik endişelerin ve gereksiz bir takım inançların olduğuna dair bazı şüpheler oluştu kafamda, hatta bir an önce çözmen gereken acil sorunların olduğunu da düşünüyorum.”

Kirk kadının dediklerini duyar duymaz gülmeye başladı. Demek öyle? Oysa beni hayatında sadece iki kez gördün. Farkında mısın bilmem, ama rastgele bir hastaya ağır grip teşhisi koyan bir kulak burun boğaz uzmanı gibi konuşuyorsun. Üstelik”

Wen taktik değiştirip B planına geçti hemen. “Sen ne işle meşgulsün? Hatırladığım kadarıyla dün iki ayrı işte birden çalıştığını söyledin.”

Bir Yorum Yaz