Tarih boyunca pek çok uygarlığın yaşadığı ve ilk yerleşim yerlerinden büyük imparatorluklara kadar birçok farklı medeniyetin yaşadığı bir coğrafya olan Anadolu toprakları, dinlerin ve inançların da buluşma noktası. Antik çağlardaki çok tanrılı inanışlardan günümüzde halen varlığını devam ettiren semavi dinlere kadar her birini kucaklayan bu topraklar, dini eserlerin de bulunduğu ve özenle korunduğu bölge aynı zamanda. Her dönem önemli bir inanç merkezi konumunda bulunan Türkiye, dünyanın dört bir yanından tarihin kutsal sayfalarını aralamak isteyen ziyaretçilerini ağırlıyor.

Türkiye’nin İnanç Merkezleri

Ahlat

Ahlat

İslam dünyasında Kubbet-ül İslam olarak da bilinen ve Selçuklu döneminden günümüze ulaşan Ahlat, Van’ın kuzeybatısında bulunuyor. Görkemli kitabeleriyle ünlü, Türk tarihinin oldukça değerli yapılarından olan bu Selçuklu Mezarlığı, Ahlat bölgesine özgü taşlarla yapılmış kümbetlerden oluşuyor. Diğer bir özelliği de Anadolu’nun ilk Budist tapınağına ev sahipliği yapan Ahlat, bu inanışın tek örneğini oluştururken, Selçuklu mezar taşları kitabeleriyle de tarihin izlerini taşıyor.

Nuh’un Gemisi

Nuh'un Gemisi

Anadolu’nun en yüksek noktası olan Ağrı Dağı’nda doğal bir anıt olarak bulunan Nuh’un Gemisi, efsanelere ve kutsal kitaplara konu olan Nuh Tufanı sonucunda geminin karaya oturduğu nokta olarak düşünülüyor. Günümüzde pek çok ziyaretçinin ilgi alanı olan bu bölgeye adını veren Nuh’un Gemisi efsanesi, Kur’an ve Tevrat’ta, Nuh tufanının 40 günlük bir yağmur sonucu suların yükselmesiyle 150 gün sürdüğü söyleniyor. Kara ise ancak bir yıl sonra görülebilmiş.

Küçük Ayasofya

Küçük Ayasofya

Surlarla çevrili kentin dört kapısından gelen yolların kesiştiği yerde inşa edilmiş olan Küçük Ayasofya, Bizans döneminde bazilika olarak inşa edilmiş. MS. 787’de Patrik Trasios ile yüzlerce piskopos ve keşişin katıldığı Yedinci Konsül‘ün yapıldığı Küçük Ayasofya, Osmanlı döneminde İznik’in fethedilmesiyle Orhan Gazi tarafından camiye dönüştürülen ve daha sonra Mimar Sinan tarafından yenilenen bir yapı. Hristiyanlığa göre kutsal bilgelik olarak adlandırılmış olan Küçük Ayasofya, üç nefli ve doğu-batı uzantısında dikdörtgen planlı bazilika mimarisinde inşa edilmiş.

Yeşil Cami

Yeşil Cami

İlk dönem Osmanlı mimarisinin önemli örnekleri arasında yer alan ve Bursa’da bulunan Bursa Yeşil Cami, ismini çini kaplamalarından alıyor. 1419’da büyük bölümünün değerli çinilerle kaplı ve iki bin kişiyi barındırma kapasitesine sahip olan bu görkemli yapı, Ahşap ve mermer işçiliği, hat sanatı ve ince süslemeleriyle Anadolu’daki en güzel örneklerden biri. Aynı zamanda hükumet konağı olarak da inşa edilen yapının daha sonraki dönemlerde batı tarafına eklenen medresesi, günümüzde Türk-İslam Eserleri Müzesi olarak hizmet veriyor.

Trabzon Ayasofya Müzesi ve Sümela Manastırı

Trabzon Ayasofya Müzesi

Kutsal Bilgelik anlamına gelen ismiyle Trabzon İmparatorluğu döneminde inşa edilen Trabzon Ayasofya Kilisesi, geç Bizans kiliselerinin en güzel örneklerinden biri. Hz. İsa’nın yaşamına dair pek çok sahnenin betimlendiği fresklerle süslü olan yapı, bir manastır kilisesi olarak inşa edilmiş. Fatih Sultan Mehmet’in 1461’de Trabzon’u fethinden sonra da kilise olarak kullanılan ve 1584’te camiye çevrilen yapı, günümüzde müze olarak hizmet veriyor. Müzenin en ilgi çekici bölümü ise, Adem ile Havva’nın yaratılışlarının kabartma ile sahnelendiği güney cephesi. Hz. İsa’nın doğumu, vaftizi, kıyamet günü gibi kompozisyonların yer aldığı Ayasofya, Karadeniz’in tarihi dokularından biri.

Trabzon Maçka’da yer alan ve Rum Ortodoks manastır ve kilise kompleksi olan Sümela Manastırı ise, Karadeniz bölgesinin en eski Hristiyan tapınağı olarak kaya oyma ilginç yapısıyla, eşsiz doğal güzellikteki bir bölgede yer alıyor.

Aya İrini Kilisesi

Aya Irini Kilisesi

Topkapı Sarayı bünyesinde yer alan Aya İrini Kilisesi, dördüncü yüzyıl tarihli bir Bizans kilisesi. İstanbul’un fethinden sonra camiye çevrilmediğinden yapısal özelliğini koruyan yapı, Bizans yapıları içindeki en büyük kilise. 1846’da, Eski Silahlar ve Eski Eserler Müzesi adıyla iki bölüm halinde bir müzeye dönüştürülerek Türkiye’de başlanan ilk müzecilik çalışmalarından biri olan kilise günümüzde ise İKSV bünyesinde, birçok sanat etkinliğine ev sahipliği yapıyor.

Sardes Antik Kenti

Sardes Antik Kenti

Manisa Salihli’de yer alan ve Lidyalıların başkenti olan Sardes Antik Kenti, insanlık tarihinde paranın ilk basıldığı yer. Hristiyanlığın kutsal kitabı olan İncil’in Vahiy bölümünde, bu dinin batıya yayılmasında çok önemli bir yere sahip olan yedi kiliseden biri olarak gösterilen Sardes, dünyanın belki de en görkemli İon düzeni tapınaklarından birine ev sahipliği yapıyor. Antik kentin yakınlarında yer alan ve dünyanın en büyük tümülüs alanı olan Bin Tepeler, görkemli Lidya Kraliyet Mezarlığı Bu iki bölge de UNESCO Dünya Miras Listesi adayı.

Hierapolis

Hierapolis

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan ve Kutsal Şehir anlamına gelen Hierapolis, Pamukkale yakınlarında bulunuyor. Pagan dönemlerinde de kutsal kabul edilen ve Hz. İsa’nın 12 havarisinden biri olarak burada öldürüldüğü bilinen Aziz Philippus, kente dini bir önem kazandırarak Hristiyanlarca da kutsal sayılmasını sağlamış. Aziz Plilippus adına öldürüldüğü yerde bir şehitliğin de yapıldığı Hieropolis, Pamukkale termal bölgesine yakın olduğundan tarih boyunca eşsiz termal suları ile bir şifa kaynağı görülmüş.

Saint Paul Kilisesi ve Kuyusu

Saint Paul Kilisesi

Hz. İsa’nın 12 havarisinden biri olan Aziz Paul’ün doğum yeri olan Tarsus’ta bulunan St. Paul Kilisesi, tüm hayatını Hristiyanlığı yaymak uğruna feda eden Aziz Paul’e ithaf edilmiş bir yapı. Eğitim için gittiği Kudüs’te Hristiyanlıktan etkilenen ve tekrar Tarsus’a dönerek dini buradan Anadolu ve Avrupa’ya yayan Aziz Paul, ilk Hristiyan kilise ve cemaatlerini kuran ve Hz. İsa’dan sonra Hristiyanlığın yayılmasında en önemli ve en büyük sembol.

UNESCO Dünya Miras Listesi’ne aday olan kilise ise, Hristiyanlığın ilk kez kilise toplulukları olarak bir araya gelmeleri ve yayılmalarının gerçekleştiği, Hristiyanların en önemli hac merkezlerinden de biri. Bahçesinde bulunan St. Paul Kuyusu’nun da şifalı ve kutsal suyu olduğu kabul ediliyor.

Saint Pierre Kilisesi

Saint Pierre Kilisesi

Hristiyanlığın en önemli merkezlerinden biri olan ve Hatay’daki Hac Dağı’nın eteklerinde yer alan Saint Pierre Kilisesi, Aziz Petrus’un ilk kez vaaz verdiği yer olarak bilinen bir mağara. Roma’nın Hristiyanlığı kabulünden sonra yapılan eklemelerle kilise haline gelen yapı, Hristiyanlığı ilk kabul eden insanların yaşadığı ve Aziz Petrus’un Papa olarak ilk kabul edildiği kilise olarak dünyaya ün salmış.

Antakya’daki ilk Hristiyanların gizli toplantıları için kullandıkları bu mağara, Hristiyanlığın en eski kiliselerinden biri olarak kabul ediliyor. Hristiyan geleneği ise Petrus’u Antakya Kilisesi’nin kurucusu ve burada oluşan Hristiyan topluluğun ilk başpapazı olarak kabul ediyor.

Akdamar Kilisesi

Akdamar Kilisesi

Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü’nde yer alan Akdamar Adası; Surp Haç Kilisesi veya Kutsal Haç Katedrali olarak da bilinen Akdamar Kilisesi ile Hristiyanlık için önemli bir merkez. 921’de bir saray kilisesi olarak, aynı zamanda keşiş olan mimar Manuel tarafından inşa edilen kilise, mimari açıdan Ortaçağ Ermeni sanatının en parlak eserleri arasında sayılıyor.

Kutsal haça ithaf edilen ve haç planlı bir yapı olan Akdamar Kilisesi, kızıl andezit taşından inşa edilmiş. Ermeni mimari tarihi içinde eşsiz bir konuma sahip olmasının nedeni ise, dört cephesinde bulunan Kutsal Kitap sahneleri ile, zengin bitki ve hayvan motifleriyle bezeli oluşu.

Noel Baba Kilisesi

Noel Baba Kilisesi

Antalya Demre’de bulunan Noel Baba Kilisesi, Hristiyanlık inancında önemli bir yere sahip. Noel Baba olarak bilinen Aziz Nicholaos’un öldüğü dönemde yapılan kilise, Bizans sanat tarihinin önemli bir anıtı mimari üslubu ve süslemesiyle Orta Bizans Dönemi’nin en seçkin örneği.

Noel Baba’nın ölümünün ardından bir süre bu kilisede yattığı daha sonra kemiklerinin İtalyan denizcilerce Bari’ye götürüldüğüne inanılıyor. Kendisine ait olduğu düşünülen birkaç kemik parçası ise bugün Antalya Müzesi’nde sergileniyor.

Neve Şalom Sinagogu

Neve Şalom Sinagogu

Adı Barış Vahası anlamına gelen ve İstanbul Beyoğlu’nda yer alan Neve Şalom Sinagogu, Türk Yahudilerinin başlıca ve en ünlü sinagogu. İstanbul’daki sinagogların en büyüğü olan Neve Şalom, 1949’da yıkılan Birinci Karma Yahudi İlkokulu tören salonundan dönüştürülerek, genç Türk Musevi mimarları tarafından inşa edildi.

1986, 1992 ve 2003 yıllarında kanlı terör saldırılarına hedef olan sinagog, İstanbul’daki en faal sinagog olarak, Şabat ayinleri, düğünler, cenazeler, Bar Mitsvalar, sünnet ve dini bayramlar gibi pek çok etkinliğe ev sahipliği yapıyor.

Fener Rum Patrikhanesi

Fener Rum Patrikanesi

Dünya Ortodokslarının merkez patrikhanesi olan ve Constantinopolis Ekümenik Patrikhanesi olarak bilinen Fener Rum Patrikhanesi, MS. 37’de Hz. İsa’nın havarilerinden Apostol Andrea tarafından kurulan ve altıncı yüzyıldan bu yana Ortodoksluğun merkezi konumunda olan bir yapı. Ortodoks Rumların en kutsal mekânı olmakla birlikte Ortodoks dünyasının ruhanî önderi konumunda olan ve Patrik tahtı, İncil masası gibi pek çok kutsal emanetin yer aldığı patrikhane pazar ayini dışında kalan her gün ziyarete açık.

Kapadokya

Kapadokya

Roma döneminde Hristiyanlığın merkezi konumunda olan ve UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Kapadokya, 60 milyon yıl önce yanardağların püskürttüğü lavların oluşturduğu tüflü bir bölge. İlk yerleşimin Paleolitik döneme dek uzandığı Kapadokya’da ilk Hristiyanlar tarafından kayalara oyulmuş evler, kiliseler, manastırlar, Roma baskısından kaçan Hristiyanlar için sığınak görevi gören ve binlerce insanı barındırabilen yeraltı şehirleri bulunuyor.

Dönemin eğitim ve düşünce merkezi haline gelen Kapadokya, günümüzde, eşsiz peribacaları oluşumlarını, vadilerini, kanyonlarını ve yeraltı şehirlerini keşfedebileceğiniz; balon, jeep safari ve trekking turlarıyla tarihle bütünleşen estetiğin tanık olabileceğiniz benzersiz bir coğrafya.

Aya Yorgi Kilisesi

Aya Yorgi Kilisesi

Aya Yorgi Kilisesi’ne yürüyerek çıkan Hristiyanların yarı hacı, Efes’teki Meryem Ana Evi’nin ziyareti ile tam hacı olduğu Hristiyan inancına göre, yıl boyunca binlerce insan tarafından ziyaret ediliyor. İstanbul Büyükada’da yer alan ve hiçbir ulaşım aracının kullanılmadığı eğimli ve uzun bir yokuşla çıkılan kilise, Hristiyanların iki hac noktasından biri. Hristiyanlarca dilek dilenip, olduğunda geri gelinerek hayır yapılan, yokuşta ip ve bez parçaları bağlanan kilisenin anlatılagelen pek çok efsanesi de bulunuyor.

Hacı Bektaş-ı Veli Türbesi

Haci-Bektasi-Veli-Turbesi

İslam’ın yayılmasında büyük katkısı olan isimlerden İslam Filozofu Hacı Bektaş-ı Veli‘nin türbesi Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde yer alıyor. Her yıl ağustos ayında düzenlenen Hacı Bektaş-ı Veli’yi anma törenlerine binlerce kişi katılıyor. Hacıbektaş Veli Müzesi olarak ziyaretçileri karşılayan yapı içerisinde 3 avlu yer alıyor. Anıtsal görünümlü çatal kapıdan girilen birinci avluda Üçler Çeşmesi, ikinci avluda Aslanlı Çeşme, Şevi, Baba Köşkü ve Tekke Camii, üçüncü avluda ise Atatürk Köşesi, pirevi, Balım Sultan Türbesi ve hazine bulunuyor.

Mevlana Müzesi

Mevlana Müzesi

Türk ve İslam kültüründe önemli yeri olan ve müze olarak yeniden düzenlenen Mevlana Dergâhı’nın yeri Konya’da bulunuyor. Kubbe-i Harda olarak da bilinen ve Yeşil Kubbe adı verilen Mevlana Türbesi, yüzyıllar boyunca yapılan eklemelerle şekillenerek Mevleviliğe dair pek çok eserin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş.

Dervisan Kapısı’ndan girilen müzede, mescit ve semahane gibi birçok bölümün yanı sıra, bir de gül bahçesi bulunuyor. Osmanlı döneminde yapılan Seb-i Arus havuzu ile sebil, bu müzeye bambaşka bir güzellik katıyor. Günümüzde tüm dünyadan bilgin, seyyah, sufi ve Mevleviler tarafından ziyaretçi akınına uğruyor.

Efes Antik Kenti ve Meryem Ana Evi

Efes Antik Kenti ve Meryem Ana Evi

Antik çağların en görkemli ve gelişmiş kentlerinden biri olan Efes, dünyanın yedi harikasından biri olan ve Anadolu’nun eski ana tanrıça yani Kybele geleneğine dayalı Artemis Tapınağı’nın bulunduğu bölge. Kuruluşu MÖ. 6 bine dek uzanan Efes, İyon birliğinin 12 kentinden biri. Pek çok önemli eserin bulunduğu oldukça etkileyici olan Efes Antik Kenti, 2015’ten bu yana UNESCO Dünya Mirası olarak tescilli.

Antik kentin hemen yanında bulunan ve Meryem Ana’nın kaldığına inanılan Meryem Ana Evi, Hz. İsa’nın ölümünden sonra Aziz Yahya ile Efes’e gelen Aziz Meryem’in hayatının son yıllarında oturduğuna inanılan bir yapı. İzmir Katolik Başpiskoposu tarafından her yıl Asompsion Yortusu düzenlenen ev, papalar tarafından da ziyaret edilen ve Vatikan tarafından kutsal ilan edilmiş Hristiyanlar için çok önemli bir hac yeri.

Ayasofya 

Ayasofya

Dünyanın en çok ziyaret edilen müzelerinden biri olan Ayasofya, mimari tarihi bakımından dünyanın en önde gelen anıtlardan biri. 565’te İmparator Justinianos tarafından yaptırılan ve 1453’te Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethiyle camiye çevrilen yapı, dünyanın 8. harikası olarak gösteriliyor. 916 yıl kilise, 482 yıl da cami olarak kullanılan Ayasofya hem Müslüman hem de Hristiyanlar için özel bir mabet. Konferans ve sergi gibi etkinliklerin düzenlendiği Ayasofya, müze olarak hizmet veriyor.

Sultanahmet Cami

Sultanahmet Cami

Tüm dünyanın mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileriyle bezeli olmasından dolayı Mavi Cami olarak bildiği Sultan Ahmet Cami, Kâbe’den sonra dünyanın ilk altı minareli camisi. Yapılışının ardından İslam dünyasında pek çok kez örnek alınan cami, mimari bakımdan bir şaheser niteliğinde olduğu kadar, Müslümanlar için de çok önemli bir mekan. İstanbul’da kendi ismini verdiği meydanda yer alan ve akustik, aydınlık, havalandırma, şerefe, ayaklar ve minareler bakımından eşsiz olan caminin temellerinin bizzat Sultan I. Ahmet’in attığı biliniyor.